Cumhuriyet / 8 Temmuz 2001

Semir Aslanyürek, Antakya Harbiye 'de çektiği  “Şellale” de özyaşam öyküsünü dillendiriyor.

 

ÖZLEM ALTUNOK

"İnsanlar, ülkeler birbirine benzer, farklılıklan kılan  şeylerse çok azdır'' diyor. Antakya 'da "Şellale'' filminin çekimlerini sürdüren yönetmen Semir Aslanyürek. Oysa Antakya, yönetmenin ikinci uzun metrajlı filmine ev sahipliği yaparken geçmişi, kokusu, rüzgarı, rengi, bütün zenginlikleriyle başlı başına bir masal alemi gibi.

 'Güneşe Yolculuk', 'Tabutta Rövaşata' gibi önemli filrnlere destek veren iFRyapımcılık şirketiyle birlikte Aslanyürek, yaklaşık bir aydır doğup büyüdüğü Antakya Harbiye 'yi mesken tutarak kendi kırık özyaşam öyküsünü dillendirmeye çaIışıyor. Antik Roma 'nın Antiochia 'sının 8 km. güneyinde şelaleleriyle ünlü mesire yeri Daphne 'de bir ay daha sürecek çekimler. Kasabadaki şelalelerin yerel ağızla söylenişinden adını alan 'Şellale'de uzun bir , ardan sonra kamera karşısına geçen Hülya Koçyiğit'in yanı sıra Aykut Oray, AIi Sürmeli, Tuncel Kurtiz, Ege Aydan, Taner Birsel, Savaş Yurttaş, Nurgül Yeşilçay'ın da yer aldığı kadroya başta Aslanyürek ailesı olmak üzere yöre halkı eşlik ediyor.

 

“Rüyalar Akan Suya Anlatılır”

 Antakya’ya özgü öğelerin gerçekle gerçeküstü arasmdaki çizginin kaybolduğu, fantastik bir şekilde yansıtıldığı film, kentin insanlarının'başka' hallerinden de izler taşıyor. Burada pek çok msan heykel yapıyor, birçoğu amatör tiyatrocu. Film ekibiyle kasabalılan ayırt etmek kimi zaman zorlaşıyor. Kasabalılar fikirleriyle, oyunculuklanyla canla başla destek oluyor ekibe.

Antakya'nın korunaklı, 'dışardan bir gözmüş gibi var olan coğrafyası, kültürel renkliliklerinin insanların yüzüne yansıması ile de ortaya çıkıyor.

Bir insanın doğduğu yere olan aşkının, kendisinin ve ülkesinin geçmişiyle birlikte sunulduğu filmde biriyle kesişen birçok konu bir arada veriliyor. Bir yandan 27 mayıs darbesinin hemen öncesinde biri Demokrat Parti’li, diğeri CHP’li iki kardeş arasındaki düşmanlığı ele alan film, bir yandan da kendi yaratıcısının karakterini yansıtan lirik bir film niteliğinde. Çünkü filmin öznesi Semir Aslanyürek'in yaşamı; konuya dönüşmekle kalmayıp aynı zamanda konuyla çatışarak içinde barındırdığı bütün duygusallığı yansıtıyor.   

Bütün karakterlerin toplamı Semir Aslanyürek. "Filmin çıkış noktasında, kendi toprağından, kültüründen uzak bir yerde yetişmiş gizli kahraman ressam Cemal yer alıyor. Burada halk arasında yaygın bir laf vardır, “Rüyalar akan suya anlatılır ve yorumu Yusuf peygambere mahsustur” Film ya bu ressamın çocukluk anıları ya da trajik bir hayat yaşayan annesinin şelaleye anlattığı rüyadır özetle.

Farklı görüşlere inanan iki ailenin arasına örülen duvar, küçücük bir Berlin duvarıdır. 27 Mayıs darbesiyle iki aile, aralarındaki duvan yıkar ve banşır. 1960'lı yıllara Işık tutan film, günümüzde de süregelen düşmanlıklara, barış için savaşmaya, barışmak için bedel ödemeye karşı Türkiye'nin bugününe de sesleniyor.

“Sahneyi Çekerken Ağladım”

Filmde yer alan olayların çoğu birebir yaşadığım şeyler. “Şellale” ise bir ihtiyaç yüzünden yeniden yaratılan bir özümseme Hayatımın en önemli yıllarını, çocukluğumun asla unutamayacağı kareleri burada yaşadım. Mesela kardeşimin yandığı sahneyi çekerken bir köşeye saklanarak ağladım ben. Ve aslında amcam ve babam barışmadı, birbirleriyle konuşmadan öldüler. Benim rüyamdı onları kardeş gibi görmek, bu filmde barıştılar.

Moskova Devlet Sinema Enstitüsü’nde sinema eğitimi gören ve halen Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema – Televizyon Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Semir Aslanyürek, ilk uzun metrajlı filmi “Vagon” un izleyici ile buluşamamasını, “Sinema okulunda sinema yapmayı öğrendim, ticari hesapları öğrenemedim” sözleriyle açıklıyor Aslanyürek, çalıştığı ekiple ilişkilerini sonraki çalışmalarında da sürdürmekten yana…

Yönetmen öğrencilik filmlerinden bu yana birlikte çalıştığı görüntü yönetmeni Hayk Kirakosyan da yeni filminde eşlik ediyor. Müzikleir ise henüz kesin olmamakla birlikte jenerikte Aram Haçoturyan’ın bir parçasının kullanılması düşünülüyor

Uzun zaman önce yazılan senaryo aslında çok da değişime uğramamış Aslanyürek, bahçeye benzettiği senaryoda birkaç yeni fide çıksa da bahçenin niteliğinin bozulmadığını, özünü koruduğunu söylüyor.

Çekimlerine ilk kez geçen yıl başlanan film, 'evdeki hesap çarşıya uymadığı'ndan bu yıl tekrar sıfırdan çekiliyor.  Kasım ayında vizyona girmesi hedeflenen filmde, geçen yıl kadroda olan oyunculann çoğu, bu yıl yine yer alıyor. Semir Aslanyürek'in, annesinin kişiliğine yakın bir kişilik " olarak gördüğü Hülya koçyiğit, DP’li Yusuf Usta’nın karısı Semra’yı oynuyor. Kadroya yeni dahil olan isimler arasında ise Tuncel Kurtiz ve Savaş Yurttaş var. Tuncel

Kurtiz, Antakya’daki çok dilliliği kaybetmiş olmamızın acı olduğunu dile getiriyor. Kurtiz kasabanın yarı deli berberi Kel Selim’i oynuyor.

 “Film Bir Aşk Sonucu Doğmalı”

 “Rüyalar akan suya mı anlatılır? Ben hiç rüya görmedim. Hep gerçeği gördüm. Bunun için bana deli diyorlar. Bu kadar kötülük varken ben dellenmeyeyim de kim dellensin ?Bu zamanda deli olmayan hain değil de nedir ? Evet, ben belki de deliyim, ama kimseye boyun eğmem” diyen Kel Selim, CHP’li olmasına rağmen gizli bir Stalin hayranıdır aynı zamanda. “ O dönemde tek umudu Stalin’den çok kapitalizmin nasıl çalıştığını gördüğü bir ülkede yaşadıklarına karşı hissettikleriydi. Oynadığım karaktere deli diyorlar ama bütün hikayeye baktığınız zaman adamın çok akıllı olduğunu görüyoruz. Amerikan Marshall yardımını, Menderes dönemini, Koreye asker gönderilişini eleştiriyor kendi açısından.

Bir Antakya Üçlemesi’nin ilk filmi olan “Şellale” yi yine senaryosu Aslanyürek’e ait Antakya’da geçecek iki filmi İzleyecek. “Çok film yapmak istemiyorum. Film yapmak evlat edinmek gibidir. Bir baba, çok çocuklu olursa Onlara iyi babalık yapamaz. Bir aşk sonucu doğmalı film, bir seri üretimin sonucu değil” derken de acelesi olmadığını vurguluyor.